03 04 2013

sefiller kitap özeti yüzyirmiyedi

127
Kozet duygularını açığa vurmuyordu, bunun yasak olup olmadığından haberi olmamasına rağmen,
yine de bu hissettiklerini gizlemesinin daha olumlu olacağını düşünüyordu. Kozet'in süse düşmesiyle,
yabancı gencin her gün bayramlıklarını giymesi arasında bir denklem kurmuştu Jan Valjan. Belki bu bir
rastlantı olabilirdi, ancak yine de tehdit edici bir rastlantı idi.
Bu arada Marius, bağışlanmaz bir pot kırmış, bir akşam onları Batı sokağındaki evlerine kadar
izlemişti. Başka bir akşam kapıcıyla konuşmuştu. Kapıcı Jan Valjan'a yakışıklı bir gencin kendileri
hakkında bazı sorular sorduğunu tekrarlamıştı. Ertesi gün Jan Valjan, Marius'e düşman gözlerle
bakmış ve bir hafta sonra yaşlı adam, kızıyla Plüme sokağındaki ıssız evine taşınmıştı. Uzun bir süre,
ne Lüksemburg bahçesine ne de Batı sokağına ayak atmayacağına yemin etmişti.
Kozet sızlanmamış, birşey dememiş, parka gitmeyi kesmelerinin nedenini bile sormamıştı babasına.
Duygularını belirtmekten korkuyordu. O günden sonra genç kız, birden neşesi yok olmuş gibi
gülmesini unutmuştu. Bir gün Jan Valjan sormuştu:
— Kozet, Lüksemburg parkına gidelim mi? Kızın yüzünde sanki güneş parlamış gibi gülerek:
— Evet, demişti.
Gitmişler, fakat Marius'i görmemişlerdi. Son gidişlerinden sonra tam üç ay geçmiş olduğunda Marius,
parka gitmekten vazgeçmişti. Ertesi gün Jan Valjan, Kozet'e:
— Lüksemburg bahçesine gidelim mi? diye sorduğunda, genç kız acı bir gülüşle:
— Hayır, cevabını veriyordu.
Jan Valjan, genç kızın kederli duruşundan, ancak asla sızlanmamasından çok üzülüyordu.
Diğer yandan Kozet de çok mutsuzdu. Marius'in yokluğu onu kalbinden yaralamıştı. Jan Valjan, onu
Lüksemburg bahçesine götürmekten vazgeçtiğinde, önce aşkını belli etmemek için sesini çıkarmamıştı.
Kayıtsız görünürse, babasının günün birinde yine oraya döneceğini sanıyordu. Ancak günler, haftaları,
haftalar aylan izlemiş. Jan Valjan, Kozet'in boyun eğişini kabullendiğinden, kız bu uysallığa çok
üzülmüştü. Yeniden parka döndüklerinde, artık aradan aylar geçmişti. Marius'yi göremedi.
Küçücük kalbinde bir sızı duyuyordu, artık onun için her şey kararmıştı. Kış ve yazın bile önemi yoktu,
güneş parlasın ya da yağmur yağsın Kozet'e vız geliyordu. Kuşların cıvıltılarına bile aldırmıyor
kolacının çamaşırları nasıl ütülediğine önem vermiyor, Tusen kadının çarşı masraflarını kayıtsız
gözlerle denetliyordu. Üzgün, bitkin, mutsuzdu. Dalgın ve görmeyen gözlerle önüne bakıyordu. Fakat
derdini Jan Valjan'dan saklamaya çalışıyordu. Adam onun her gün daha sararıp solduğunu görerek
endişeleniyordu. Kimi zaman Jan Valjan:
— Neyin var? diye sorduğunda, Kozet tatlı gülüşüyle:
— Birşeyciğim yok, cevabını verirdi.
Bir suskunluktan sonra adamın da üzgün olduğunu hissederek:
— Peki baba, senin ne derdin var? diye sorduğunda, adam da üzgün üzgün:
— Benim de birşeyim yok, cevabını verirdi.
Birbirine bağlı ve yakın bu iki yaratık, yan yana acı çekmekte devam ediyorlardı.
Bahar Kalpleri Aydınlatır
Hayatları böyle ağır ağır kararıyordu. Tek bir teselli ve eğlenceleri, yoksullara para, ya da ekmek
götürmek olmuştu. Fakirlere yaptığı bu ziyarette Kozet babasıyla daima beraber giderdi. Çoğu zaman,
yoksulların sevinmesinden yansıyan bir mutlulukla Kozet de neşelenirdi. İşte aşağı yukarı o günlerde
Jondret'leri ziyaret etmişlerdi. Bu ziyaretin ertesi günü Jan Valjan kolunda bir sargı ile göründüğünde
Kozet, çok telâşlanmıştı. Bu yanık yüzünden, adam aşağı yukarı bir ay kadar evden dışarı çıkamadı,
akşamları ateşleniyordu. Hekim görmek istemiyor, Kozet'in ısrarlarını reddediyordu. Oysa genç kız,
sabah akşam yaralı koluna öyle şefkatli bir gülümseyişle pansuman yapardı ki, Jan Valjan, genç kızın
kendisine yeniden yaklaştığını görerek sevinir ve yaralandığına âdeta memnun olurdu.
Manastırda güzel sesli bir rahibe, Kozet'e çalgı çalmasını ve şarkı okumasını öğretmişti. Kozet'in çok
dokunaklı bir sesi vardı. Akşamları yaralı adamı avutmak için, ona içli türküler okurdu.
İlkbahar gelmişti. Bahçe öylesine güzelleşmişti ki, kızın solgun yüzüne üzülen Jan Valjan, ona:
— Bahçede dolaşmanı istiyorum, diye diretti.
— Nasıl isterseniz baba, cevabını verdi Kozet.
Babasının sözünü yerine getirmek için bahçede dolaşmasına başladı. Ancak bu gezintilerine daima
yalnız çıkardı, parmaklığın ardında görünmek istemeyen Jan Valjan, bahçenin o kısmına ayak
basmazdı.
Jan Valjan'in yarasının, yavaş yavaş iyileştiğini gören genç kız, birden içinde bir sevinç duydu. Bu

16
0
0
Yorum Yaz