03 04 2013

sefiller kitap özeti yüzyirmiüç

123
— Ne dediniz, ne dediniz?
— Oysa, bana sen diyordunuz?
— Ne dedin?
Kız dudağını ısırdı, sanki duraksar gibi bir tavır takınmıştı, sonra birden kararını vermiş gibi:
— Baksanıza, dedi. Ben sizi mutlu görmek isterim, ne var ki sevineceğinize söz verin bana oldu mu
ya? Zavallı Mösyö Marius bana ne istersem vereceğinize söz vermiştiniz hatırladınız mı?
— Evet, evet fakat konuşsana artık. Kız, Marius'in ta gözlerinin içine baktı:
— Adresi biliyorum, dedi. Genç adam sapsarı kesildi, bütün kanı kalbine çekilmişti.
— Hangi adres? diye sordu.
— Benden istediğiniz adres, o güzel küçük hanımın adresi. Bu sözleri söyledikten sonra, kız acıklı
acıklı içini çekti. Marius oturduğu çitin üzerinden yere atlayarak, kızın elini yakaladı:
— Haydi götür beni oraya, sana ne istersen vereceğim, inan bana.
— Benimle gelin, dedi kız. Sokağı ve numarayı bilmiyorum, ancak sizi götürebilirim, buradan bir hayli
uzakta, sadece evi biliyorum. Daha sonra elini çekti ve bir başkasının farkedeceği ancak Marius'in
anlamadığı acı bir sesle ekledi.
— Oh ne kadar sevindiniz.
Birden Marius'in yüzü bulutlandı, kızı kolundan yakaladı:
— Bana bak Eponin, senden birşey daha isteyeceğim, bana en kutsal şeyin üzerine yemin etmelisin,
bu adresi sakın babana söyleme. Ona asla söylemeyeceksin anladın mı?
Kız güldü:
— Oh bana Eponin dediniz, demek adımı biliyorsunuz, unutmamışsınız?
— Haydi yemin et, bana babana güzel hanımın adresini söylemeyeceğine.
Kız şaşırmıştı:
— Meraklanmayın, babamdan bana ne, hem de aslında o kodeste, bir süre çıkmaz tasalanmayın.
Fakat neden beni, böyle silkiyorsunuz, bırakın kollarımı.
Gerçekten Marius, kızın kolundan yakalamış sarsıyordu. Marius yine tekrarladı:
— Bu adresi, başka kimseye söylemeyeceksin.
— Oldu, kimseye söylemeyeceğim, haydi artık kollarımı bırakın da gidelim.
Birkaç adım sonra durdu:
— Ben önden gideyim, Mösyö Marius, siz birkaç adım peşimden gelin, sizin gibi soylu bir beyin, benim
gibi bir kızla dolaşması uygun düşmez.
Bu zavallı çocuğun, bu sözlerindeki acıyı hiçbir dil tanımlayamaz.
Marius birkaç adım sonra, ona yetişti ve elini tuttu, genç kız:
— Baksanıza, dedi. Bana olan vaadinizi unutmayın. Marius ceplerini karıştırdı, o sabah Kurfeyrak'tan
borç aldığı,
beş franktan başka meteliği yoktu, parayı kızın avucuna sıkıştırdı. Eponin avucunu açarak parayı yere
düşürdü, hırslı bir sesle:
— Ben sizin paranızı almam...
Gizli Ev
I
Onsekizinci yüzyıl sonlarında, sevgilisi olan evli bir kentsoylu, Plüme sokağında metresine bir ev
yaptırmıştı. Bu ev, tek katlı bir yapıydı. Ön sokaktan geçenler, ancak bu kadarını görebilirdi, ancak bu
köşkün arkasında dar bir iç avlusu vardı ve bu avluda bir ikinci yapı bulunuyordu, bu da bir çocuklu,
dadısının oturacağı bir çeşit ilâveten yapılmış bir yerdi.
Bu ikinci bina arkadaki sokağa açılırdı, ancak gizli bir koridor ve gizli bir kapıdan o aka sokağa ulaşırdı.
Bundan böyle, bu zengin kentsoyluyu izleyenler, onun hangi eve gittiğini bilmezlerdi. Babil sokağındaki
bu yere giren adam, gizli koridor sayesinde Plüme sokağına açılan köşkteki metresini ziyaret ederdi.
Aslında bu köşk güzel bir kadının kaprisine göre yaptırılmıştı.
1829 yılının son günlerinde, yaşlıca bir bey, kiralık levhasını görerek kapıyı çalmış ve bu evi
kiralamıştı. Ev döşeli olarak, kiraya verilmişti. Kentsoylunun güzel metresine seçtiği nefis eşyalarla
süslüydü. Yeni kiracı bazı onarımlarda bulunmuş, gizli geçidin kapılarının kilitlerini yaptırmış, daha
sonra küçük bir kız ve yaşlı bir hizmetçiyle buraya taşınmıştı.
Bu kiracı Jan Valjan, genç kız Kozet, ihtiyar hizmetçi ise Jan Valjan'ın hastanede sefaletten kurtardığı
yaşlı ve yarı budala bir kızdı.
Jan Valjan, evi Bay Foşlövan adıyla kiralamıştı. Adam mutlu olduğu manastırdan neden ayrılmıştı?
Jan Valjan'ın manastırda çok mutlu olduğunu hatırlıyoruz, hatta öylesine memnundu ki, çoğu zaman

12
0
0
Yorum Yaz