04 04 2013

sefiller kitap özeti yüzotuziki

Sefiller kitap özeti, Sefiller kitabı özeti, Sefiller kitabın özeti, Sefiller kitabının özeti, Sefiller roman özeti, Sefiller romanı özeti, Sefiller romanın özeti, Sefiller romanının özeti, Sefiller hikaye özeti, Sefiller hikayesi özeti, Sefiller  hikayesinin özeti, kitap özeti, kitap özetleri, kitabı özeti, kitabın özeti, kitabının özeti, roman özeti, roman özetleri, romanı özeti, romanın özeti, romanının özeti, hikaye özeti, hikaye özetleri, hikayesi özeti, hikayesinin özeti

132
Sizinle böyle konuştuğum için beni bağışlayın. Neler söylediğimi bilemiyorum. Kim bilir belki de bana
kızıyorsunuzdur.
— Oh anneciğim, diye fısıldadı Kozet ve birden ölüyormuş gibi olduğu yere yığıldı.
Marius onu düşerken yakaladı. Kollarından tuttu bağrına bastı. Dinsel bir davranışta bulunduğunu
sanıyor, başı dönüyor, gözlerinin önünde şimşekler çakıyordu. Aslında bu harika kıza karşı hiçbir istek
duymuyor, yalnızca onu ölesiye seviyordu. Kozet onun elini yakaladı ve korsajına götürdü. Genç adam
kâğıda dokunmuştu titreyerek sordu:
— Yoksa, siz de beni seviyor musunuz?
Kozet, soluk gibi bir sesle cevap verdi:
— Sus! Bilmiyor musun?
Daha sonra başını mutluluktan sarhoş olan gencin omzuna dayadı. Marius, kız kollarında onunla
sıranın üzerine düşercesine oturmuştu. Artık söyleyecek söz bulamıyordu bu arada, göklerde yıldızlar
bir bir yanıyordu. Dudakları nasıl birleşti, bunu kendileri de bilemedi. Bu öpüşme, kuşların ötüşü,
karların erimesi, güllerin açması, doğan günün gölgeli ufukları aydınlatması gibi kendiliğinden
oluvermişti.
Bir öpücük, hepsi bu kadar. Her ikisi de ürperdiler ve karanlıkta ışıl ışıl gözlerle bakıştılar. Gecenin
serinliğini duymuyorlardı. Kozet, ona bu bahçeye nasıl girdiğini de sormadı, onun yanında olmasını o
kadar tabiî buluyordu ki. Daha sonra tek tük konuştular. Ruhlar kadar temiz bu iki genç, içlerini
birbirlerin döktüler. Kalplerini boşalttılar, öyle ki bir saat sonra, delikanlı kızın ruhunu almış, genç kız
sevdiği adamın ruhuna sahip olmuştu. Ruhları birbirine girdiğinde, bu zevkten sanki sarhoş oldular.
Gereken her şeyi söyledikten sonra, kız başını onun göğsünde saklayarak sordu:
— Adîniz ne?
— Marius, ya sizin adınız?
— Beni Kozet diye çağırırlar.
Gizli Aşk
I
Tenardiye ve suç ortaklan, bu olaylardan az önce cezaevinden kaçmıştı. Yine bir haydutun emriyle,
Plüme sokağındaki evi gözetlemek için oraya yollamışlardı Eponin'i. Genç kız, bahçede Marius'in
sevdiği kızı görünce, bu evde iş olmadığını babasına ve haydutlara bildirmiş, hatta buraya girip
soymak istediklerinden onları polise haber vermekle tehdit etmişti. Bütün bunlardan sonra delikanlıya
verdiği vaadi hatırlayan zavallı kız, istemeye istemeye onu bu evin kapısına kadar götürmüştü.
Bundan sonra bu sihirli bahçeye girmek, Marius için kolay olacaktı. Aşınmış parmaklıklardan birini
törpüleyen genç adam, gizlice bahçeye girebilmişti. Aslında ıssız olan Plüme sokağından, görülmek
tehlikesi yoktu. Delikanlı bahçeye geceleyin el ayak çekildikten sonra girerdi.
Bir öpüşmenin nişanladığı bu iki ruh, o uğurlu saatten sonra her gece aksatmadan buluşmaya
başladılar. Marius geceleri geliyordu. Hayatının bu döneminde Kozet vicdansız ve çıkarcı bir erkeğin
kollarına düşse, mahvolmuş sayılırdı. Cömert gönüller kendilerini teslim etmekten çekinmezler, çok saf
ve aşk konusunda bilgisiz olan Kozet'in, kendisini bırakmasından normal birşey olmazdı. Tanrı Kozet'e
acımış, yoluna çok soylu, çok erdemli bir delikanlı çıkarmıştı.
1832 yılının bu güzel mayıs ayında, bakımsız ve yabani bahçe, dünya zevklerinin en güzelini tattı.
Masum ve temiz iki ruh, birbirine tapınmakla yetiniyordu. Marius, Kozet'in eteğinin ucunu tutmaya
cesaret edemezdi. Hatta yine bir gece ay ışığında Kozet, düşürdüğü bir mendili almak için eğildiğinde
yakası açılmış ve gerdanı görünmüştü. Marius kıpkırmızı kesilerek başını çevirdi. Marius'in o ilk akşam
verdiği öpücük son öpücük olmuştu. Marius, Kozet'in elini öpmek, ya da saçlarını okşamakla yetinirdi.
Kozet için Marius taçlı bir kral, Marius'e göre Kozet başında aylası olan bir melekti. Birbirlerinin ellerini
tutuyor, ancak daha fazlasını düşünemiyorlardı. Marius, Kozet'in saflığının bir sınır olduğunu anlamıştı.
Kozet, Marius'in dürüstlüğüne güvenerek ondan çekinmiyordu. Geceleyin buluştukları bu bahçe, sanki
canlı ve kutsal bir yerdi. Çevrelerinde tüm çiçekler açıyor ve nefis kokularını onlara saçıyordu.
Mırıldandıkları aşk sözlerinden, ağaçlar ürperirdi.
Günün birinde Kozet, Marius'e:
— Baksana, demişti. Biliyor musun benim gerçek adım Öfrazi.
— Daha neler, senin adın Kozet değil mi?
— Yok canım, bana küçükken taktıkları çirkin bir ad. Benim gerçek adımı beğenmedin mi? Doğru
söyle Öfrazi adını nasıl buldun?
— Beğendim, fakat ben Kozet adını da çok seviyorum.
— Sahi baksana Kozet adı hiç de fena değilmiş, sen beğendikten sonra ben de beğenirim. Beni Kozet

147
0
0
Yorum Yaz