04 04 2013

sefiller kitap özeti yüzotuzdört

134
— Düşün, demişti. Artık Marius her gece sevgilisinden, sabahlara karşı eve dönüyor.
Arada bir Kurfeyrak kollarını kavuşturarak yüzünde sahte bir öfkeyle Marius'ye:
— Olur şey değil delikanlı işi azıttınız, derdi. Sanki artık başka bir dünyada yaşıyormuş gibi dalgın
dalgın bir halin var. Haydi aksilik etme, anlat bana, adı ne?
Ne var ki Marius'yi hiç bir güç, hiç kimse konuşturamazdı. Kozet'in adını vermektense işkence
çekmeye razıydı.
Bu tatlı mayıs ayı Marius ve Kozet için sonsuz mutluluklar içinde geçti. Marius için en büyük zevk.
Kozet'in giysi ve süsten söz etmesi. Kozet'in zevki, Marius'in politikadan konuşması oluyordu.
Arada bir konuşmaktan yorulmuş gibi, birlikte susuyorlardı, bu da apayrı bir tatlılık oluyordu.
Bir akşam Marius başı önünde, Kozet'le buluşmaya koşarken Plüme sokağının köşesinde birden bir
ses duydu:
— İyi akşamlar Mösyö Marius.
Genç adam, başını kaldırdı ve Eponin'yi tanıdı. Birden acayip bir duyguya kapıldı, kendisine bu
mutluluğu veren kızı, bir kez bile düşünmemişti. Ona karşı minnet duyması, mutluluğunu ona borçlu
olduğunu bilmesi gerekirdi ancak nedenini bilmeden ona rastladığına sinirlendi.
Mutlu bir aşkın insanı, daha iyi daha yumuşak yaptığı söylenir. Aslında bu yanlış bir teoridir. Aşkta
mutlu olan bir kişi, belki kötü olmasını unutur, ancak ne var ki iyi olmasını da unutur. Minnet duymasını
gereksiz bulur. Başka bir zaman olsa, belki Marius, Eponin'le daha başka konuşurdu. Hatta, hatta
kızın Tenardiye'nin kızı olduğunu, onun babasına minneti borcu duyduğunu bile unutmuştu. Kendi
babasını bile az çok unutmuştu. Kekeleyerek sordu:
— Ah, siz miydiniz Eponin?
— Neden bana siz diyorsunuz, size birşey mi yaptım?
— Hayır, cevabını verdi Marius. Tam tersine kız, ona büyük iyilikte bulunmuştu, ne var ki Kozet'e sen
dediğinden bugünlerde başka bir kıza ancak siz diyerek konuşabilirdi. Genç adam susmakta devam
ediyordu. Zavallı kız haykırdı:
— Hey baksanıza...
Daha sonra birden sustu, aslında bu küstah kız sanki utanıyor gibi önüne bakmaktaydı gülümsemek
istedi beceremedi, sonra gözleri yerde:
— İyi akşamlar Mösyö Marius, diyerek oradan hızla uzaklaştı. Aslında Eponin, bambaşka bir görev için
gelmişti o akşam
oraya, babası ve suç ortaklan Gölas, Babet ve Montparnas, Kozet'in oturduğu evi soymaya
kararlıydılar. Eponin'in tüm tehditlerine rağmen o akşam kapı önünde toplanmışlar, ancak kızın hepsine
dişi bir kaplan gibi avaz avaz haykırarak jandarmaları ayaklandıracağını, bağırması onları azıcık
etkilemişti. Bu arada genç ve yakışıklı Montparnas'ın da pek keyfi yoktu. O sabah erken erken
karşısına bir kara kedi çıkmış, dövüşen iki serçe kuşuna rastlamıştı. Genç haydut için bunlar uğursuz
alâmetlerdi, o da Eponin'yi desteklemiş ve hırsızlar hep birden oradan uzaklaşmışlardı. Tek başına
kalan Eponin, sokakta aşağı yukarı dolaşırken ve sevdiği adamın sevgilisini korumaktan duyduğu acı
zevki tadarken Marius'le karşılaşmıştı.
Birkaç dakika sonra Marius sevgilisinin yanındaydı. Gökler yıldızlarla dolu, ağaçlar yapraklarını tatlı
tatlı hışırdatmakta, çiçeklerin kokusu iç bayıltıcıydı. Çok güzel bir geceydi. Hiç bir zaman yıldızlar
göklerde böyle altın çiviler gibi ışıldamamış, ağaç yaprakları, esrarlı hışırtılarla fısıldaşmamış, çiçekler
böylesine iç bayıltıcı kokularını yaymamışlardı. Marius bile, bu sihirli gecenin büyüsüne kapılmış gibi,
kendisini her zamankinden daha âşık, daha mutlu buluyordu. Ne var ki, Kozet'i üzgün bulmuştu. Kozet
ağlamıştı, Kozet'in gözleri kızarmıştı. Delikanlının ilk sözü:
— Neyin var? diye sormak oldu. Kozet titreyerek, cevap verdi:
— Babam, bana hazırlanmamı söyledi, acele işlerinin olduğunu, belki buradan gideceğimizi bildirdi.
Marius birden, buzdan bir el kalbini sarmış gibi tepeden tırnağa ürperdi. Hayatının sonuna yaklaşanlar
için, ölmek gitmektir, hayatın henüz başlangıcında olanlara gitmek ölümdür.
Aşağı yukarı bir buçuk aydan beri, Marius her gece buluştuğu Kozet'in ruhuna sahip olmuştu. İlk aşkta
sevgili vücuttan önce ruhu alır. Başını döndüren bu mutluluk, sarhoşluğunun arasında bu gitme lafı
onu beyninden vurmuştu, ilk olarak acı gerçeği idrak etti: "Kozet onun değildi." Marius rüyasından
uyanmıştı, altı haftadan bu yana, o hayat dışında bir hayâl ve masal dünyasında yaşıyordu,
sevgilisinin bu sözleriyle gerçek hayata döndü. Buna verecek tek bir cevap bulamadı. Kozet, ancak
elini tutan elin, birden buz gibi kesildiğini farketmişti. Sordu:
— Neyin var?
Genç adam öylesine kısık bir sesle cevap vermişti ki, Kozet onu zor duydu.
— Ne söylediğini anlayamadım. Genç kız, yeniden anlattı:
— Bu sabah babam bana giysilerimi toplamamı ve hazır beklememi tembih etti, kendisi için de bir
sandık hazırlamamı söyledi.
Belki İngiltere'ye gidecekmişiz!

25
0
0
Yorum Yaz