04 04 2013

sefiller kitap özeti yüzotuzbeş

135
— Fakat bu korkunç, diye haykırdı delikanlı.
Şu anda Marius için, kızını beraberinde İngiltere'ye götüren Mösyö Foşlövan, tarih öncesi ve tarih
sonrası zalim hükümdarların en zalimi idi. Onu âdeta bir zorba, bir Firavun, bir Neron gibi görüyordu.
Sönük bir sesle sordu:
— Ne zaman gidiyorsun?
— Bilemeyeceğim, ne zaman döneceğimizi de babam söylemedi.
Marius yerinden kalktı ve buz gibi bir sesle sordu:
— Kozet gidecek misiniz?
Genç kız yaşlarla dolu güzel gözlerini, ona kaldırdı ve üzgün bir sesle:
— Neden bana birdenbire siz diyorsun? dedi.
— Size gidip gitmeyeceğinizi soruyorum. Kızcağız ellerini kavuşturarak yalvarırcasına sordu:
— Ne yapabilirim ki? dedi. Söyle bana, nasıl karşı koyarım?
— Ya demek babanız giderse, siz de gideceksiniz.
Kozet bu sözün anlamını anlamadan önce hissetmişti, birden öylesine sarardı ki yüzü karanlıkta
bembeyaz kesildi. Fısıldadı:
— Ne demek istedin?
Marius gözlerini göklere kaldırarak, cevap verdi:
— Hiç.
Bakışını ona çevirdiğinde, Kozet'in gülümsediğini gördü, sevilen kadının gülümsediğini geceleyin bile
görebiliriz. Öylesine bir aydınlık saçar.
— Of ne budalayız Marius, dedi kız. Bak aklıma bir şey geldi. Sen de bizimle birlikte gelirsin, sana
gideceğimiz yerin adresini bırakırım.
Ancak artık Marius tamamıyla uyanmıştı, gerçek dünyaya geri dönmüş bir adam gibi haykırdı:
— Sizinle gitmek mi? Çıldırdın mı? Bunun için para lâzım, oysa meteliğim yok. İngiltere'ye geçmek.
Fakat yalnız şu son günlerde Kurfeyrak'a tanımadığım bir dostuma, on altın borçluyum. Basımdaki
eski şapka bit pazarına götürürsem, üç frank etmez, ceketimin dirsekleri aşındı, gömleğimin düğmeleri
kopuk, çizmelerim su alıyor sana bunlardan söz etmedim, ben sefil herifin biriyim Kozet. Gece beni
iyice görmediğinden aşkını verdiğin gündüz görsen dilenci sanarak beş metelik uzatırdın. İngiltere'ye
gitmek ha, pasaport çıkartmaya yetecek kadar param bile yok.
Birden kendisini bir ağaca çarptı, ağacın kabukları alnını çizmişti. Şakakları zonkluyordu şu anda
delikanlı üzüntüsünün canlı bir heykeli olmuştu.
Bir süre böyle durdu, sonra birden bir hıçkırık sesi duyarak başını çevirdi. Kozet ağlıyordu. İki saatten
beri genç kız ağlıyor ve delikanlı düşünüyordu. Birden Marius onun önüne diz çöktü ve eteğinden
gözüken minik ayağını elleri arasına alarak öptü. Kız hiç ses etmeden onun bunu yapmasını
kabullendi. Marius ona yalvardı:
— Ağlama. Kız mırıldandı:
— Nasıl ağlamayayım ben gidiyorum ve sen gelmiyorsun. Delikanlı sordu:
— Beni seviyor musun?
Kozet hıçkırıklarının arasında cennette söylenen şu sözleri fısıldadı:
— Sana tapıyorum, söyle bana, sen de beni seviyor musun?
— Bana bak Kozet, inan olsun, ilk olarak şerefim üzerine and içerim ki sen gidersen, ben de ölürüm.
Kozet onun bu sözlerinden öylesine etkilenmişti ki, dehşetten ağlamasını bile unuttu. Marius, birden
derin bir sesle konuştu:
— Dinle beni Kozet, dedi. Yarın beni bekleme.
— Fakat bir gün seni görmeden nasıl yaparım?
— Bütün hayatımızı birlikte geçirebilmek için tek bir günümüzü feda edebiliriz. Ona geceleyin gitmeye
mecburum, geleneklerine daima sadık kalmış bir adamdır, ancak ziyaretlerini akşamleyin kabul eder.
Kozet şaşırmıştı, sordu:
— Hangi adamdan söz ediyorsun, Marius?
— Yarına kadar bekle, belli olmaz belki güzel haberlerle dönerim. Bir şey daha var Kozet, adresimi
sana vermeliyim, belki bana bir haber salmak istersin. Camcılar sokağı, numara 16, Mösyö
Kurfeyrak'in evi. Az önce adını andığım arkadaşın evinde oturuyorum.
Kozet meraklanmış:
— Bütün gece uyanık kalmamı istersen bana neler yapmak istediğini söyle Marius, diye yalvardı.
— Bak dinle Kozet. Tanrı'nın bizi ayırmak istemeyeceğinden eminim. Beni öbür gün bekle. Bu arada
cebinden çıkardığı bir çakıyla çardağın duvarına, "Camcılar sokağı No. 16" diye yazıyordu.
— Ah kadın olmak daima evde kalıp beklemek ne denli zor. Fakat istediğini yapacağım Marius, sana
daha fazla soru sormuyorum. Yarın akşam senin sevdiğin o "Avcılar Operası"ndan şarkıyı okuyarak
oyalanmaya çalışacağım. Fakat diğer gün akşamleyin, daha erken gel, seni tam saat dokuzda
bahçede bekleyeceğim, ne olur gecikme. Ah sensiz bir gün ne denli uzun olacak?

28
0
0
Yorum Yaz