04 04 2013

sefiller kitap özeti yüzotuzaltı

136
— Bana da öyle gelecek!
Üzüntülerin en büyüğüne kendilerini kaptıran gençler, birbirlerinin kollarına düştüler, bir kez daha
dudakları birleşmişti, bu arada gözlerini göklerdeki yıldızlara dikmişlerdi. Marius çıktığında, yol ıssızdı.
Eponin haydutları izleyerek, Bulvara kadar uzaklaşmıştı. Marius başını ağaca dayamış düşünürken,
birden bir çare aklına gelmişti. Gerçi bunda pek umudu yoktu ancak bir kez denemek istedi.
II
O günlerde Jilnorman dede, tam doksan bir yaşını, sürüyordu, yine sağlıklı ve bir meşe gibi dimdik
olmasına rağmen, kızı onun şu son günlerde bir hayli çöktüğünü farketmişti. Artık Mösyö Jilnorman
uşağı Bask ve hizmetçisi Nikolet'yi bastonuyla tehdit etmiyor, kapıyı kendisine geç açan uşağını
tokatlamıyordu. Hatta Temmuz ihtilâline gerektiği kadar sinirlenmemişti bile. O tam dört yıldan bu
yana, hiç yılmadan Marius'yi bekliyordu. Aslında o ölümden bile korkmazdı, ne var ki torununu dünya
gözüyle görmeden öleceğini düşünmesini bile istemiyordu. Odasına Marius'in annesinin on sekiz
yaşındaki bir portresini koydurtmuş, sabahleyin gözlerini açar açmaz, torununa benzeyen kızını
görmek istemişti. Fakat ne var ki, yine de Marius'in adını andırmıyordu, hatta günün birinde ondan söz
eden kızını bir güzel haşlamıştı ancak Jilnorman teyze, babasının gizlice gözünden süzülen bir yaşı
sildiğini de görmüştü.
4 Haziran günü Mösyö Jilnorman, odasında neşeli bir ateş yaktırmış elinde okumadığı bir kitap, dalgın
dalgın düşünürken birden ihtiyar uşağı Bask, içeri girdi ve sordu:
— Mösyö, Bay Marius'yi kabul edebilir mi?
İhtiyar adam birden yaylanmış gibi yerinden fırladı, yüzünün bütün kanı kalbine çekilmişti, titrek bir
sesle sordu:
— Kim dedin?
— Valla bilemiyorum, dedi uşak. Ben geleni görmedim, ancak Nikolet bana Mösyö Marius'in geldiğini
haber vermişti.
İhtiyar boğuk bir sesle:
— Gelsin, dedi.
Titreyerek gözlerini kapıya dikti. Birden eşikte Marius göründü. Yarı karanlıkta, kılığının yoksulluğu
göze batmıyordu, ancak ciddi ve çok üzgün yüzü görünüyordu. Jilnorman dedenin sanki gözleri
kamaşmıştı. Dört yıllık bir özlemden sonra bu taptığı çocuğu yine karşısında görüyordu. Bir bakışta
onu kavradı, onu daha da güzelleşmiş, olgunlaşmış erkek olmuş buldu. Kollarını açmak onu bağrına
basmak istedi ne var ki kalbini dolduran tüm şefkati ancak şu kelimelerle belirtti:
— Buraya ne istemeye geldiniz? Marius çekingen bir sesle:
— Efendim, diye mırıldandı. Dedesi onun kollarına atılmasını bekliyordu, birden Marius'e kızdı. Kalbi
sevgi ve şefkatle taşarken torununa, böyle haşin davrandığı için kendine duyduğu öfkeyi ondan almak
istedi, tekrarladı:
— Neden geldiniz? Yoksa benden özür dilemeye mi geldiniz? Hatanızı nihayet anladınız mı?
Marius'ye yol gösterdiğini ummuyordu, oysa delikanlı üzgün bir sesle:
— Hayır Mösyö, dedi.
— Peki öyleyse ne halt etmeye beni rahatsız ediyorsunuz, diye haykırdı.
Marius ellerini kavuşturdu, öne doğru iki adım attı ve titrek bir sesle:
— Mösyö, acıyın bana, dedi.
Bu söz Mösyö Jilnorman'yı duygulandırdı, ancak duygularını dışarı vurmasını sevmeyen bir adam
olduğundan, yerinden ağır ağır kalktı, iki eliyle bastonuna dayanıyordu:
— Olur şey değil Mösyö, dedi. Size acımak ha... Demek bundan böyle ihtiyarlar gençlere acıyacak. Siz
hayatın basındasınız henüz, oysa benim iki ayağım çukurda, siz tiyatroya, baloya, kahvelere
eğlencelere gidiyor, yakışıklı genç olduğundan kadınların kalplerini çeliyorsunuz, oysa ben yaz
gününde bile, sızlayan kuru kemiklerimi ısıtmak için ocak başında pineklemek zorundayım. İhtiyarlığın
tüm sefaleti omuzlarıma yüklü, sizin otuz iki dişiniz ağzınızda, mideniz sağlam, gözünüz ışıl ışıl,
gücünüz, iştahınız, neşeniz var. Saçlarınız orman gibi gür, ben ise ak saçlarımı bile döktüm, ağzımda
dişim kalmadı, bacaklarım yürümüyor, hafızam zayıfladı... Siz güneşte ilerlerken, ben karanlıklarda
bocalıyorum ve siz benden merhamet dileniyorsunuz. Eğer adliyede, böyle savunuyorsanız çok
başarılı bir avukat olduğunuzdan sizi kutlarım doğrusu. Çok komiksiniz.
Doksanlık ihtiyar, hırslı bir sesle yeniden sordu:
— Benden ne istersiniz?
— Mösyö, varlığımın sizin hoşunuza gitmediğini biliyorum ancak tek bir izin istemeye gelmiştim, sonra
yine geldiğim gibi gideceğim.

44
0
0
Yorum Yaz