03 04 2013

sefiller kitap özeti yüzoniki

112
— Bilirim. Galiba bu iş Patron - Minet çetesinin başı altından çıkıyor.
Birden Marius anlamıştı, haykırdı:
— Elbette bu Patron - Minet lafını duydum.
Genç adam, kendisinin avukat olduğunu ekledikten sonra sokakta sakallı bir adamla uzun saçlı bir
herifin duvar dibinde şüpheli şüpheli dolaşmalarını anlattı.
Polis onları tanımıştı:
— Uzun saçlısı Brüjon ve sakallı da Dömi-Lyar olmalı hatta ona Dö-Miliyar (iki milyar) derler. Bu iki
heriften başka ufacık bir adam görmediniz mi? Bir de hayvanat bahçesindeki fili andıran insan azmanı
bir herif var mıydı?
— Hayır, dedi Marius. Yalnızca Panşo adında birini andıklarını duydum, nedir kuzum bu şebeke?
Polis cevap verdi:
— Dördüncüyü görmüş olamazsınız, kimse onu göremez, hem de saatleri değil. Şu 50 - 55 numaralı
barakayı iyi bilirim eskiden oraya Gorbo viraneliği adı verilirdi.
Daha sonra Marius'e dönerek sordu:
— Korkak mısınız?
Marius'un tepesi attı, dakikalardan beni kendisine "Mösyö" bile demeden, adam yerine koymaz gibi
konuşan bu herif, sinirine dokunuyordu.
— Neden korkacakmışım? diye sordu.
— Canım neden olsun, şu heriflerden?
— Herhalde, sizin kadar yürekliyim.
Polis, Marius'in gözlerinin içine baktı, birden onun kıymetini anlamıştı:
— Aferin doğrusu, dedi. Tam yürekli ve dürüst bir adam olduğunuzu belirttiniz. Cesaret kötülükten
korkmadığı gibi, namuslu adam da polisten yılmaz.
Marius onun sözünü kesti:
— Ne yapmayı tasarlıyorsunuz? diye sordu.
— Evin anahtarları sizde var mı?
— Evet.
— Bana verin.
Marius cebindeki anahtarı adama uzatarak:
— Valla bilmem ama, şöyle yanınıza birkaç kişi alsanız hiç de fena olmaz, dedi.
Polis, Marius'e alaylı alaylı baktı ve cebinden çıkardığı iki çelik tabancayı, genç adama uzattı:
— Baksanıza, dedi. Evinize dönün, yavaşça girin, odanıza gizlenin, sizi sokakta sansınlar. Şu
tabancaların her ikisi de kurşun dolu. Duvardaki delikten bitişik odayı gözlersiniz, adamlar gelsin
bırakın kendilerini meydana koysunlar, herifler kızışınca, hemen bir el ateş edersiniz, ancak acele
etmeyin, işler tam kıvamına gelince. Siz avukatsınız bilirsiniz.
Marius tabancaları alıp ceplerine soktu. Polis:
— Haydi, dedi. Kaybedecek vaktimiz kalmadı, saat yedide mi olacaktı, bu iş.
— Altıda, dedi Marius.
— Saat iki buçuk, vakit var ancak vakit dar, size söylediklerimi asla unutmayın, bir el ateş.
— Meraklanmayın, dedi Marius.
Genç adam elini kapı tokmağına değdirdiğinde polis şefi:
— Bana ihtiyacınız olursa gelin, ya da bir haber salın. Beni Javer diye aratın.
Birkaç dakika sonra Lesgl ve Kurfeyrak kol kola yürüyorlardı. Lesgl:
— Ah baksana Marius, dedi. Kurfeyrak:
— Evet, dedi. Ben de gördüm onu, fakat onu rahatsız etmeyelim.
— Neden?
— Neden olacak baksana kardeş, Marius bir adamın peşinde onu izliyor.
— Hayret, diye haykırdı arkadaşı. Tam bizim Marius'e yaraşacak bir tutum, ortada kadın, kız yok o bir
erkeği izliyor. Haydi bizde peşlerinden gidelim.
Kurfeyrak arkadaşını çekip çevirdi:
— Bana bak dostum, dedi. İşte bu olmadı bir erkeği izleyen adam izlenmez.
Marius gerçekten alış veriş yapan Jondret'in peşindeydi. Bir ara herif bir hırdavatçıya girip çıktı.
Jondret peşinde birisi olduğundan habersiz, yoluna devam ediyordu, hatta bir ara kentin en kötü
mahallelerinden birine yaklaştı, yıkık bir duvar dibinde, etrafına bakındı ve kimsenin kendisini
görmediğinden emin olunca, duvardan atlayarak, harabelerin içinde kayboldu.
Marius herifin bu yokluğundan faydalanarak, yavaş yavaş evine dönmeye karar verdi. Hergün ikindide,
Madam Burgon kentte birkaç eve bulaşık yıkamaya giderdi, kapıyı da kilitlediğinden kadın çıkmadan
önce Marius'in odasına dönmesi kaçınılmaz bir zorunluluktu, çünkü kendi anahtarını, Polis Javer'e
vermişti.
Marius evine döndüğünde kapıyı ardına kadar açık buldu. Ayaklarının ucuna basa basa

14
0
0
Yorum Yaz