03 04 2013

sefiller kitap özeti yüzon

110
Jondret kimden ve neden söz ediyordu? Kimi tanımıştı? Ursula'nın babasını mı? Nereden tanıyordu
bu Jondret, onu? Marius böylelikle belki sevgilisi hakkında bilgi edinecekti? Nihayet kimi sevdiğini
öğrenecekti? Bu genç kız kimdi? Babası kimdi? Bu esrarı örten perde nihayet yırtılacak mıydı?
Genç adam hemen iskemlenin üzerine çıkarak gözünü yine o deliğe dayadı.
Jondret'lerin yaşadıkları odanın içini iyice görüyordu.
Ailede fazla bir değişiklik olmamıştı. Ancak, ana ve kızları yünlü eteklikleri ve çorapları giymişlerdi.
Yatakların üzerini battaniyelerle örtmüşlerdi.
Jondret Baba, dışarıdan henüz dönmüştü, soluk soluğa idi.
Kızları oca başında oturmuşlar büyük kız, kardeşinin eline pansuman yapıyordu. Karısı döşeklerden
birinin üzerine yığılmış gibi oturmuştu. Jondret çok heyecanlı görünüyordu, gözleri ışıl ışıl, odada bir
aşağı bir yukarı dolaşıyordu.
Kocasının önünde ürkek duran kadın, nihayet ona sormak cesaretinde bulundu:
— Ne diyorsun, emin misin?
— Elbette. Gerçi bütün bunlar olalı bir sekiz yıl geçti, ancak onu hemen tanıdım. Sen nasıl
farketmedin, oysa sana dikkat etmeni öğütlemiştim. Herif hemen hemen yaşlanmamış bile, sesinden
tanıdım.
Ne var ki kılığı düzelmiş, hepsi bu kadar.
Birden sustu ve kızlarına emir verdi:
— Haydi bakalım marş dışarı. Kızlar hemen yerlerinden fırladılar. Kadın yalvardı:
— Kızın eli yaralı, nereye gider bu soğukta?
— Açık hava ona iyi gelir, haydi defolun.
Bu adam söz dinletmeye alışkın babalardan olduğunu belli etmek istiyordu. Kızlar hemen kapıya
koştular. Birden adam büyük kızı kolundan yakaladı ve ona değişik bir sesten:
— Bana bak, dedi. Saat tam beşte buraya dönmüş olacaksınız. Sana bir iş yaptıracağım.
Marius dikkatini adamın üzerinde topladı.
Kansıyla yalnız kalan Jondret, odanın içinde aşağı yukarı yürümesine başladı. Birden karısına döndü
ve kollarını göğsünde kavuşturarak:
— Sana bir havadis daha vereyim mi? Güzel hanım?
— Eh ne olmuş? diye sordu kadın.
Marius artık sevgilisinden söz edildiğini anlamıştı, kulak kabarttı.
Fakat herif eğilmiş karısının kulağına birşeyler fısıldamıştı, doğrulduğunda yüksek sesle:
— Güzel kız o, dedi.
— Ne? diye haykırdı karısı.
— Ben ne söylediğimi bilirim, dedi adam.
Kadının "Ne?" diye haykırmasında, tüm anlamlar vardı.
Hayret, öfke, kin. Kocasının kulağına mırıldanmış olduğu bu birkaç kelime kadını çileden çıkarmıştı, o
artık bir kadın, bir ana olmaktan çıkmış, bir canavar kesilmişti.
— Olamaz, diye haykırdı. Benim kızlarım yalın ayak koşar, sırtlarına giyecek bir fistanları bile yokken,
bu karının ipekli manto, kadife şapka ve saten potinler giymesine, nasıl dayanırım? Üzerindekileri
sokağa atsan, en azından iki yüz frank eder. Hayır, hayır olamaz yanlışın var. Hem de baksana, o
çirkin, miskin sıska idi. Oysa bu genç bayan hiç de fena değil. Hayır bu güzel kız, o olamaz.
— Budala gibi konuşma sana o, diyorum. Ben aldanmam. Kocasının bu kesin ifadesine Jondret Ana,
öfkeden morarmış suratını kaldırdı tavana korkunç gözlerle baktı. Şu anda Marius onu yırtıcı bir
kaplanın bakışı olan bir dişi domuza benzetti.
— Ne bu güzel bayan, kızlarıma acıyarak bakan bu yaratık o sersem kız mı? İnan olsun tekmeleyerek
onun karnını deşmek isterdim.
Yattığı yerden fırladı, saç baş perişan odanın ortasına ağzı açık, kolları havada durdu. Yumruklarını
sıkmış sanki hayâli düşmanına saldırmaya hazırlanmıştı. Herif dişisine aldırış etmeden, odada
dolaşmasına devam ediyordu.
Bu uzun süren suskunluktan sonra, yine karısının önünde durdu ve korkunç bir sesle ona:
— Baksana, dedi. Ben altın daman buldum sayılır. Bundan böyle işim iş.
— Ne demek istiyorsun? diye sordu karısı.
Adam başını salladı ve iğrenç bir göz kırpışla karısına yaklaştı.
— Bak dinle. Kadın telâşlandı:
— Yavaş konuş, dedi. Yerin kulağı vardır.
— Yok canım komşunun az önce çıktığını gördüm. Hem de o koca sersem ne anlar ki...
Fakat yine de Jondret, sesini alçaltmış. Marius, birkaç kelime duydu.
— Bak, diyordu adam. Şu kalantor herif, enselendi sayılır. Ben bizimkileri gördüm, her şeyi hazırlattım.
Sersem herif, saat altıda gelip bana kira parasını getirecek. Ne de enayi, hemen senaryoyu yuttu, saat
altıda komşumuz daima akşam yemeği için çıkar. Burgon Ana, dışarı bulaşıklarını yıkamaya çıkar.

5
0
0
Yorum Yaz