03 04 2013

sefiller kitap özeti yüzaltı

106
— Elbette, herif zengin be! Baba heyecanla yerinden kalktı:
— Hiç değilse, adresi ona iyice anlattın mı? Ya bulamazsa, koridorun dibindeki son kapı olduğunu
söyledin mi? İster misin şaşırsın? Demek onu kilisede buldun? Mektubumu okudu mu? Sana ne dedi?
Kızı:
— Hey babalık, dedi. Azıcık sakin ol. Bak anlatayım. Kiliseye girdim, o her zamanki yerindeydi, onu diz
kırarak selâmladıktan sonra mektubu verdim, okudu. Sordu; "nerede oturuyorsunuz kızım?" —Sizi
götüreyim dedim.— "Hayır olmaz, bana adresinizi verin kızımın alış verişleri var, bir arabayla gelirim,"
dedi. Adresi söylediğimde adam birden sarardı, bir an duraksadı sonra: "Zararı yok, yine de gelirim,"
dedi. Dua bittiğinde, onun kızıyla bir arabaya bindiklerini gördüm. Ona koridor dibinde son kapı olduğunu
birkaç kez tekrarladım.
— Aferin kızım, dedi babası. Çok akıllısın doğrusu. Kız terslendi:
— Akıllı olduğumu ben de biliyorum, ancak bana bak babalık bir daha bu pis ayakkabılara ayağımı
sokmam. Çıplak ayak yürümesini tercih ederim.
Baba kızını haşin tonuna zıt, çok yumuşak bir sesle:
— Haklısın yavrum, dedi. Ne yazık ki, yoksulların bir kiliseye çıplak ayakla girmeleri yasak
olduğundan, kiliseye giremezdin. Bana bak yavrum adamın geldiğinden emin misin?
— Yolda arabasının köşeyi döndüğünü gördüm, birkaç saniye sonra burada.
Adam hemen yerinden fırladı, birden yüzü aydınlanmıştı:
— Hey canım, dedi. Duydun mu bak, "Hayırsever adam" geliyormuş hemen ateşi söndür.
Daha sonra büyük kızına emir verdi:
— Sen de şu iskemleyi kır.
Kıza yardım olsun diye, adam iskemleye bir tekme atarak ortasından kırdı.
Daha sona kızına sordu:
— Dışarısı çok mu soğuk?
— Çok soğuk, kar geliyor.
Baba döşek üzerinde kıpırdamadan duran küçük kızına döndü:
— Haydi miskin, dedi. Sabahtan beri kalıp dinleniyorsun, sen de iş başına. Hemen camı kır.
Kız ürpererek, yere indi.
— Camı kır, diye tekrarladı babası.
Çocuk şaşkın şaşkın bakmıyordu. Herif haykırdı:
— Camı kır, dedim. Anlamadın mı?
Yavrucak neye uğradığını bilmeden, körü körüne itaat etmek için cama yumruğunu indirdi, cam kırıldı,
kızın bileği kesilmişti.
Adam savaştan önce ordusunu gözden geçiren bir general gibi çevresini gözleriyle taradı.
Henüz birşey söylemeyen kadın titreyerek sordu:
— Sevgilim ne yapmak istiyorsun? Adam ona da emir verdi:
— Hemen döşeğe gir.
Adamın ses tonu itiraz götürmez cinstendi. Kadın inleyerek şiltenin üzerine uzandı.
Bu arada bir köşeden hıçkırıklar yükselmişti. Baba haykırdı:
— Bu da nesi?
Küçük kız gizlendiği köşeden çıktı, kanlı bileğini gösterdi. Anasının yattığı yere gitmiş, sessiz sessiz
ağlıyordu. Birden kadın yattığı yerden doğruldu, kocasına çıkıştı:
— Gördün mü yaptığını, camı kırarken yavrucak elini kesti.
— Daha iyi, dedi adam. Ben bunu hesaba katmıştım.
— Ne dedin?
Herif üzerindeki gömleğin bir parçasını yırtarak kızın kanlı bileğine sardı.
Bundan sonra yırtık gömleğine memnun memnun baktı:
— Oh, dedi. Sahne çok acıklı doğrusu.
Kırık camdan, dondurucu rüzgâr içeri giriyor, dışarıda karın lapa lapa yağdığı görülüyordu. Adam
birşey unutup unutmadığını denetlemek için etrafına bir daha baktı:
— Oh oh, dedi. Artık "Hayırsever Beyi" kabul edebiliriz.
II
Büyük kız babasına yaklaştı ve elini uzatarak:
— Bak ne kadar üşüyorum, dedi. Babası:
— Adam sende, dedi. Ben senden daha fazla üşüyorum. Karısı hırslanmıştı, haykırdı:
— Sen her şeyi başkalarından daha iyi yaparsın, kötülüğü bile.

0
0
0
Yorum Yaz