03 04 2013

sefiller kitap özeti seksenyedi

87
yargısına asla şaşmıyordu: "O aşık" diyordu böyle şeyler gözümden kaçmaz.
Marius arada bir, birkaç günlüğüne Paris'ten uzaklaşırdı.
Teyzesi telâşlanarak:
— Böyle nerelere gidiyor, diye tasalanırdı.
Yine böyle kısa bir seyahati sırasında babasının vasiyetini yerine getirmek amacıyla Möntferney'ye
uğramış ve orada Hancı Çavuş Tenardiye'yi boş yere aramıştı. Kasabalılar adamın iflâs ettiğini ve
hanın kapandığını kendisine söylediler. Kimse Tenardiye'nin nereye gittiğini bilmiyordu. Marius dört
gün evine dönmedi.
Boynunda siyah bir kurdeleye bağlı birşey taktığını dedesi ve teyzesi farketmemişlerdi.
Bay Jilnorman'in baba tarafından uzak bir akrabası vardı. Binici subayı olan bu Teodül Jilnorman
teyzenin göz bebeği sayılırdı.
Sarı saçları ve kılıcını gösterişli bir taşıyışı vardı. Marius aşağı yukarı, kendisinden birkaç yaş büyük
olan bu akrabasını, hemen hemen tanımazdı. Ancak Teodül Jilnorman teyzenin göz bebeği sayılırdı.
Aslında kız kurusu, çok seyrek gördüğü için, belki bu uzak yeğenini birlikte yaşadığı Marius'e tercih
ederdi. Akrabalarımızı uzaktan görmek, onlara bir çeşit prestij sağlar. Yine günlerden birgün Marius
dedesinden birkaç günlük izin istemişti.
Dedesi rahatlıkla bu izni vermiş ve kızına göz kırpmıştı. Jilnorman teyze, çok tutucu olduğundan
yeğeninin bu kaçamaklarını zor sindiriyordu. Onun evli bir kadınla bir ilişki kurmuş olmasından
kuşkulanıyordu. Kadıncağız kendisini teselli etmek için eline işlemesini almış birkaç saatini, bu
uğraşıyla geçirmişti ki, aniden salon kapısı açılarak içeri Teğmen "Teodül Jilnorman" girdi. Kadın
sevinçle haykırdı. Her ne kadar yaşlı, tutucu, çekingen olsa da, yine kadın olmaktan vazgeçmiyordu,
yakışıklı bir subayı görmek hoşuna giderdi doğrusu.
— Hoş geldin Teodül, dedi. Doğrusu gelişine çok sevindim. Umarım birkaç gün kalırsın. Seni bir
haftadan evvel bırakmam.
— Ah ne kadar isterdim, ne yazık ki hemen bu akşam yola çıkmam gerekiyor. Kışla değiştiriyoruz. Bu
arada Paris'ten geçerken, hiç değilse gidip halamı göreyim dedim.
— Oh ne iyi ettin evlâdım, al bu da zahmetine karşılık. İhtiyar kız, yeğeninin avucuna on altın sıkıştırdı.
— Zevkime karşılık demek istersiniz halacığım, dedi genç subay. Sizi ne kadar candan sevdiğimi
bilirsiniz. Ha halacığım size birşey sormak isterdim, özel bir izinle geldim, yoluma tek başıma
emirerimle devam edeceğim. Yeğenim Pontmercy de seyahat mı ediyor?
Halası birden ilgilenmişti, sordu:
— Bunu da nereden biliyorsun?
— Buraya gelmeden önce posta arabasında yerimi tuttum, listede onun da adını gördüm.
— Ne adı?
— Marius Pontmercy.
— Ah haylaz çocuk, dedi. Kadıncağız tüm geceyi posta arabasında geçirecek desene.
— Benim gibi.
— Evet ancak sen, görevli olarak vatan uğruna gidiyorsun, oysa onun bu kaçamakları artık çok fazla
olmaya başladı.
Birden yaşlı kız başını kaşıdı, aklına bir fikir gelmişti. Marius'in bu gizli seyahatlerinin nedenini
öğrenebilirdi.
— Baksana Teodül, dedi. Marius seni tanımaz, değil mi?
— Hayır ben onu tanınırı, şöyle birkaç kez uzaktan görmüştüm ancak buraya geldiğimde kendisine
rastlamadığımdan dolayı yıllardan beri görüşmedik. Çocukluğumuzda birlikte oynamıştık. Beni
hatırlayacağını pek sanmıyorum.
— Baksana Teodül, sen nereye kadar gidiyorsun.
— Vernon'da arabadan inip Gayon posta arabasına bineceğim.
— Bak evlâdım, bu son zamanlarda Marius işi uzattı, durmadan üç dört günlük kaçamaklar yapıyor,
kimi geceler eve gelmiyor, bunun altında güzel bir kız ya da evli bir kadın olmasından kuşkulanıyorum.
Babamın bu gibi şeyleri ne denli hoş gördüğünü bilirsin?
— Herhalde, bu işlerin altında bir küçük kız olmalı.
Rastlantı olarak Teodül de, Bay Jilnorman'in kullandığı terimi kullanmıştı. Halası sözlerine devam etti:
— Beni sevindirmek istersen Marius'yi izle, nasıl olsa seni tanımaz, bundan böyle bu senin için kolay
olur. Kızı görmeye gayret et bana ayrıntıları yazarsın. Babamın hoşuna gider.
Aslında Teodül böyle casusluk yapacak kadar karaktersiz bir çocuk değildi, ne var ki halasının eline
sıkıştırdığı, on altın etkisini göstermişti. Onu sevindirmenin kendisine faydalı olacağını bildiğinden bu
ricasını red edemedi.
— Nasıl isterseniz halacığım, dedi. İçinden de, "Bir de bu eksikti. Artık hafiyelik mi yapacağım?" diye
düşünüyordu.
Bayan Jilnorman onu şefkatle kucakladı:

4
0
0
Yorum Yaz