03 04 2013

sefiller kitap özeti doksaniki

92
bir kılığınız kalır.
— Bir de çizmelerim.
— Saatinizi satın alacak, bir saatçi tanırım.
— Oldu.
— Hayır olmadı, daha sonra ne yapacaksınız?
— Namusumla çalışmaya gayret edeceğim.
— Almanca ya da İngilizce'yi bilir misiniz?
— Hayır.
— Yazık, bilseniz pek iyi olurdu. Tanıdığım bir kitapçı çeviriler yaptırır bu dillerden. Gerçi fazla para
vermez, yine de açlıktan ölünmez.
— İngilizce ve Almanca öğreneceğim. Bu arada satacağım giysilerimin ve saatimin parasıyla
yaşamaya çalışırım.
Eskici çağrıldı, giysileri yirmi frank verdi, saatçiye gidildi, adam altın saat için tam kırk beş frank saydı.
Marius, Kurfeyrak'a:
— Ya otel masrafı, dedi.
— Doğru, bak bunu unutmuştum.
Bu arada pek de kötü kalpli olmayan Jilnorman Teyze, Marius'in adresini bulmuştu, okuldan döndüğü
bir sabah genç adam teyzesinden bir mektup ve balmumuyla mühürlü bir kutuda altmış altını buldu.
Marius sevimli bir mektupla altınları teyzesine yolladı. Bu sırada geçim yolunu sağladığını ve kendisi
için endişelenmemesini de ekliyordu. O sırada cebinde tam üç frankı kalmıştı.
Marius borçlanmaktan korktuğu için Senjak otelini de terketti.
II
Hayat zor olmuştu Marius için. Giysilerinin ve saatinin parasını yedikten sonra çok çetin aşamalardan
geçti. Ekmeksiz günler, uykusuz geceler, mumsuz akşamlar, ateşsiz ocak, işsiz haftalar birbirlerini
izledi. Geleceği için umutlarını yitirmiş, ceketinin dirsekleri delinmiş, kızları güldüren eski şapkası
başında, kirasını veremediği için akşamları kilitli bulduğu kapısı, kapıcının ve aşçının küstahlıkları,
komşuların alaylı gülüşleri, bir lokma ekmek karşılığında kabul edilen en aşağılık işler, üzüntü, Marius
bütün bunları yutmasını öğrenecekti. Erkeğin sevgi ihtiyacıyla kıvrandığı ve kurtuluş olarak gururuna
sarıldığı, o safhalarda kılıksız olduğundan kendisiyle alay ettiklerini sanıyordu. Yoksul olduğundan
gülünç olduğuna inanıyordu.
Gençliğinin en parlak günlerinde, delik çizmelerle gezmekten utanarak başını yere eğerek yürüyordu.
Marius hayatında kendi odasının önünü kendisinin süpürdüğü günler de oldu. Bakkaldan satın aldığı
bayat peynire, gece bastırdığından fırıncıdan aldığı ekmeğe ekleyerek karnını doyuruyordu. Kimi
zaman altı ya da yedi meteliğe satın aldığı, tek bir pirzolayı tam üç gün dayandırırdı. Kendi pişirdiği bu
pirzolanın birinci günü etini, ikinci günü yağını, üçüncü günü de kemiğini kemirerek yerdi.
Birkaç kez Jilnorman Teyze, kendisine altmış altını tekrar tekrar yolladı. Her seferinde Marius
parasının bol olduğunu söyleyerek, bu parayı iade etti.
Fikirlerinde ve hayatında bu değişim olduğunda babasının yasını tuttuğundan siyah giyiyordu. O
günden sonra giysilerini değiştirmedi. Günün birinde üzerinde elbise kalmadı. Pantolon yine şöyle
böyle dayanmaktaydı, ancak ceket lime lime dökülüyordu. Kurfeyrak'a bazı hizmetlerde bulunmuştu,
delikanlı ona eski bir kostümünü verdi. Otuz meteliğe Darius'e bunu ters yüz ettirdi ve yeni bir giysi
sahibi oldu. Ne var ki, bu da yeşil bir kostümdü. Bundan böyle, gülünç olmamak için Marius gününü
içeride geçirip, ancak gece bastırdığında sokağa çıkardı.
Bu arada hukuk sınavlarını vermiş avukat olmuştu. Kurfeyrak'in odasının adresini vermişti. Avukat
çıktığında soğuk fakat nazik bir mektupla dedesine bunu haber verdi. Mösyö Jilnorman mektubu aldı
titreyerek okudu ve parçalayarak kâğıt sepetine attı. İki üç gün sonra, babasının tek başına
konuştuğunu duyan Bayan Jilnorman kulak kabarttı. İhtiyar adam şöyle söyleniyordu:
— Şen bir budala olmasan, aynı zamanda avukat ve baron olunmayacağını bilirdin?
Sefalet de bir alışkanlık olur. Günün birinde onu da şekillendirmek insan oğlunun elindedir. Marius
Pontmercy hayatına şöyle bir yön vermişti. Dar boğazdan kurtulmuş sayılırdı, ufukları azıcık
genişliyordu, sabır ve çalışma sonunda yılda yedi yüz frank kazanmasını başarabilmişti. Bu arada
Almanca ve İngilizce'yi öğrenmiş Kurfeyrak'ın tanıdığı yayıncıyla ilişki kurmuştu. Prospektüsleri,
gazeteleri, Fransızca'ya çeviriyor, bununla yılda yedi yüz frank kazanıyordu.
Bu açlıktan ölünmeyecek kadar bir paraydı.
Yılda otuz frank karşılığında Gorb viranesinde karanlık bir oda kiralamıştı. Kapıcı kadına ayda üç frank
karşılığında odasını süpürtüyor ve her sabah sıcak su, taze bir yumurta ve azıcık ekmek getirtiyordu.

6
0
0
Yorum Yaz