03 04 2013

sefiller kitap özeti doksandokuz

99
Ne var ki, Marius de tam bir körlüğe geçmişti. Aşkı şiddetlendikçe daha dalgın oluyordu. Her gece
rüyasında görürdü güzel kızı. Sonra günlerden birgün büyük bir şans, onların oturdukları sıranın
altında bir mendil buldu. Bu işlemesiz, düpedüz, kar gibi beyaz bir keten mendildi.
Marius için en güzel kokulara bürünmüştü bu keten parçası. Bunu bir hazine gibi kaptı, mendilin
köşesinde marka işlenmişti. Bir U. F., Marius güzel kız hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Onun ne
ailesini tanırdı, ne de adını bilirdi, hatta nerede oturduğunu bile bilmiyordu. Bu iki harf, ondan öğrendiği
tek bilgi olacaktı.
Bunun üzerine hayâller kurdu, faraziyeler yürüttü. "U" kızın adının ilk harfi olacaktı. "Ursula" diye
düşündü, ne harika bir ad. Mendili öptü, kokladı, kalbinin üzerine koydu. Geceleyin mendili yastığın
altında saklardı. "Onun ruhunu kokluyorum bu mendilde," diyordu kendi kendine.
Oysa mendil, ihtiyar beyin düşürdüğü bir mendildi.
Ertesi günleri, mendili öperek ve kalbine bastırarak parkta dolaştı. Güzel kız, onun bu mimiklerinden
birşey anlamadığını, biçimli kaşlarını kaldırarak ifade etmek istedi. Oysa Marius bunu onun
utangaçlığına veriyordu.
Yine birkaç gün sonra Ursula yüzünden çok acı çekecekti Marius.
Genç kızın babasının koluna girip birlikte ağaçlıklı yolda yürüdükleri rüzgârlı bir günde baba kız,
Marius'un oturduğu sıranın önünden geçmişlerdi ki delikanlı da hemen yerinden kalkarak onların
peşlerinden gitti.
Birden cilveli bir rüzgâr, ağaçların yapraklarını hışırdatmakla yetinmeyerek yürüyen çifte sarıldı ve
güzel kızın etekliğiyle oynaşarak onları uçurdu. Nefis ve yuvarlak bir bacak göründü. Marius bir periye
lâyık bu bacağı görünce, kederden ölecek gibi oldu.
Genç kız çekingen bir jestle hemen eteğini indirmişti ancak, bu delikanlının öfkesini yatıştırmazdı. Ya
birisi, başka birisi bu harika bacağı görseydi. Fakat olur şey değil, bunu nasıl yaptı? diye söylendi
kıskanç âşık. Oysa zavallı kızcağızın ne suçu vardı? O birşey yapmamıştı ki. Bu konuda tek suçlu,
rüzgâr idi. Oysa gölgesinden bile çekinen Marius, herkesi kıskanıyordu.
"Ursula" yoldan dönerek, yeniden genç adamın önünden geçtiğinde Marius yerine oturmuştu, ona
vahşi bir bakış fırlattı. Genç kız birden irkildi ve belirsiz bir tavırla omuzlarını kaldırdı, "ne yaptım?" diye
sormak istemişti.
Bu ilk kavgaları oldu.
Nihayet zamanla bu da geçti, ancak tüm üç gün Marius uzaktan genç kıza kafa tuttu. Bu arada ona
beslediği aşk tam bir tutku olmuştu.
Marius sevgilisinin adının Ursula olmasından, emin görünüyordu. Bu mutlulukla birkaç hafta yetinen
Marius, onun hakkında başka şeyler öğrenmek hevesine kapıldı ve adresini de öğrenmek istedi.
Böylelikle, "Ursula"yı izledi.
Genç kız, Batı sokağındaki üç katlı taş bir evde oturuyordu. O günden sonra, Marius onu parkta
görmek mutluluğuna onu evine kadar izlemek mutluluğunu ekledi.
Ona karşı beslediği açlık gittikçe şiddetleniyordu. Onun adını öğrendiğini sanıyordu, bu tam kadınca
bir ad, çok tatlı bir ad idi, nerede oturduğunu da biliyordu, bu kez onun kim olduğunu öğrenmek istedi.
Bir akşam yine baba kızın peşinden gittikten ve onların içeri girmelerini bekledikten sonra, kapıcının
zilini çalarak sordu:
— Az önce giren bey, birinci katta mı oturur?
— Hayır efendim, o üçüncü katta oturur.
— Bu bey, ne iş yapar?
— Geliriyle yaşayan varlıklı bir beydir kendisi. Çok iyi bir insandır, fazla zengin olmamasına rağmen,
çevresinde hayır yapmaktan zevk alır.
Marius sordu:
— Adı ne?
Kapıcı kuşkulanmıştı, birden başını kaldırarak sordu:
— Beyim yoksa polisten misiniz?
Marius süklüm püklüm oradan uzaklaştı, ancak için için seviniyordu. Düşündü "Oh oh çok şey
öğrenmiş sayılırım, adı "Ursula" bir varlıklı adamın kızı, Batı sokağındaki bir apartmanın üçüncü
katında oturuyor.
Ertesi gün M. Löblan ve kızı parkta çok az kaldılar, henüz gün batmadan çekip gittiler. Marius âdet
edindiği gibi onları izledi.
Yaşlı adam, Batı sokağındaki evinin kapısında önce kızını içeri soktu ve eşikte dönerek bakışlarını
genç adama dikti.
Geceleyin Marius evin önüne gitti, üçüncü katta ışık gördü. Işık sönünceye dek kaldırımlarda dolaştı
durdu.
Ertesi gün Bay Löblan ve kızı parkta görünmediler. Marius bütün gün onları bekledi ve geceleyin
pencerelerinin önünde nöbet tutmaya gitti. Gecenin onunu kadar bekledi. Aç olarak yattı.

7
0
0
Yorum Yaz