03 04 2013

sefiller kitap özeti doksanbir

91
— Fakat nasıl olur? Lesgl anlattı:
— Çok basit, kürsüye yakın oturuyordum. Profesör dik dik bana bakmaktaydı. Birden hiç de budala
olmayan Blondo, benim adımı okudu. Ben de "Burada" diye cevap verdim. O zaman sinsi bir tatlılıkla
bana gülümseyen Blondo: "Pontmercy olduğunuza göre Lesgl olamazsınız," dedi. Adım böylelikle
kayıtlardan silindi.
Marius haykırdı:
— Çok üzgünüm Mösyö, inanın bana... Üzüntümü anlatacak kelime bulamıyorum.
Lesgl:
— Delikanlı, dedi. Bu size ders olsun bir daha kursları kaçırmayın. Bana gelince inan olsun buna
sevindim, baro zaferlerinden vazgeçiyorum. Avukat olacaktım ki, kurtuldum. Bundan böyle dulu
savunup, yetime saldırmaktan Tanrı beni kurtardı. Ne cübbe, ne de staj. Kayıtlardan silinmemi size
borçluyum Mösyö Pontmercy, sizi bir ziyaret edip teşekkür etmeliyim. Nerede oturuyorsunuz?
— Şu gördüğünüz arabada, dedi Marius. Lesgl sakin bir sesle:
— Oldukça lüks bir durum, dedi. Demek ayda dokuz bin franklık kira vermektesiniz.
Tam o sırada Kurfeyrak kahveden dışarı çıkıyordu. Marius'yi görünce gülümsedi:
— İki saatten beri bu arabadayım, dedi. Ve buradan indikten sonra nereye gideceğimi de bilmiyorum.
Kurfeyrak atıldı:
— Bana gelin, beyim.
Lesgl:
— Aslında bu çağrıyı, benim yapmam gerekirdi, dedi. Ne yazık ki benim evim yok.
Kurfeyrak:
— Sus bakalım Lesgl, dedi.
Kurfeyrak arabaya atladı, arabacıya seslendi:
— Arabacı, Senjak kapısına çek bakalım.
O günün akşamı Marius Kurfeyrak'in odasına bitişik bir odada yatıyordu.
Birkaç gün sonra Marius'le Kurfeyrak canciğer dost olmuşlardı.
Gençlik, hızlı dostlukların mevsimidir. Marius Kurfeyrak'in yanında rahat nefes alıyordu, bu da onun
için yepyeni bir duygu sayılırdı. Kurfeyrak kendisine hiç soru sormadı, hatta bunu düşünmedi bile. O
yaşta gözler konuşur, söz gereksiz kalır. Ancak bir sabah Kurfeyrak damdan düşercesine sordu:
— Ha dostum, sizin siyasî görüşleriniz ne merkezde? Marius şaşırmıştı. Önce bocaladı daha sonra:
— Ben Bonapart taraftan, bir demokratım, dedi. Kurfeyrak:
— Oldukça güvenilir bir görüş, dedi.
Ertesi gün Kurfeyrak, Marius'i Müzen kahvesine götürüp arkadaşlarına tanıştırıyordu. Arkadaşlarına
onun tanıştırırken Marius'in anlayamadığı bir söz sarfetti: "Bir öğrenci," dedi.
Marius bir espri kovanı yakalamıştı aslında sessiz dinleyen genç adam öbürkülerden daha az
heyecanlı değildi.
O akşamki konuşmalar Marius'in ruhunu sarsmış, zihnini bulandırmıştı.
Tam kendisine bir inanç bulduğu sırada bu inançtan vazgeçmek ona çok ağır geldi, kendiliğinden buna
hayır, dedi. Şüpheye düşmeyeceğine yeminler etti. Bu günbatımları Marius'ye göre değildi o tam
aydınlık bir ruhtu ona gerçek bir nur gerekirdi. Yarı karanlıklardan hoşlanmazdı. Seçtiği yolun kendisini
nereye götüreceğini bilemiyordu. Yine de bu yokuşlara sapmaktan geri kalmıyordu. Ne dedesinin
fikirlerini beğeniyor, ne de yeni dostlarının düşüncelerini benimsiyordu. Bundan böyle Müzen
kahvesine gitmekten vazgeçti. Ne yazık ki hayatın gerçekleri ona yol gösterecekti. Bir sabah otel
müdürü odasına girdi:
— Mösyö Kurfeyrak sizin için kefil oldu, dedi.
— Evet.
— Ancak bana para gerekiyor. Marius:
— Lütfen Mösyö Kurfeyrak gelsin benimle konuşsun, dedi.
Kurfeyrak odaya girdiğinde otel sahibi çıktı. Marius o zaman yeni arkadaşına açıldı, hayatta kimsesi
olmadığın söyledi. Ne olacağını, ne yapacağını bilemediğini de ekledi.
Kurfeyrak sordu:
— Paranız var mı?
— On beş frank.
— Size ödünç vermeme izin verin.
— Asla.
— Giysileriniz var mı?
— İşte.
— Mücevherleriniz.
— Altın bir saatim var.
— Tanıdığım bir eskici, redingotunuzla yeni pantolonunuzu sizden satın alır. Ancak bundan böyle tek

10
0
0
Yorum Yaz