03 04 2013

sefiller kitap özeti doksan

90
yedisinde duruyordu. Yolda ona rastlayan dikişçi kızlar, bu uzun sarı kirpikleri, bu tatlı mavi gözleri,
rüzgârda uçuşan bu dalgalı saçları, pembe yanakları dolgun dudakları inci gibi düzenli dişleri
gördüklerinde onun ruhunda esen fırtınalardan asla kuşkulanmazlardı. Onu yalnızca güzelliğiyle
gururlu çapkın bir genç sanırlardı. Oysa Enjolras, inandıklarının uğrunda kan dökmekten
çekinmeyecek kadar tutucu, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacak kadar, davasına sadık bir devrimciydi.
Kombefer daha filozof yaradılışlı bir gençti. Ona göre ihtilâl uygarlıkla el ele vermeliydi. Yüksek
zirvelere tırmandığında uçsuz bucaksız mavi ufukları görmek isterdi. Kombefer'in devrimi Enjolras'in
devriminden daha yumuşak bir değişim taşırdı.
Jan Pruver'in fikirleri daha da yumuşaktı. O âşık ve şairdi.
Saksıda çiçek yetiştirir, halkı sever, mısralar yazar, kadının kaderine sızlanır, çocuğun geleceğini
değiştirmek ister, aynı güvenle geleceğe ve Tanrı'ya inanırdı...
Föyi, kimsesiz bir işçi olduğundan, gündeliğini zar zor çıkaran ve tek gayesi dünyayı kurtarmak isteyen
bir çılgın idealist idi. Onu başka bir amacı da bilgili olmaktı. Kendi kendisine okuma yazma öğrenmiş,
durmadan okurdu. Föyi, cömert yaradılışlı bir delikanlıydı. Anası olmadığından vatanına bir ana gibi
sarılmıştı.
Kurfeyrak, bir kentsoylu idi. Kurfeyrak, romanımızın ilk sayfalarında tanıdığımız Fantin'in dostu küçük
Kozet'in babası olan öğrenci Tolomyes'in bir başka kopyasıydı. Esprili, neşeli kimseye metelik
vermeyen bir genç... Ne var ki Kurfeyrak, Tolomyes'den birkaç derece daha üstündü. O dürüst, iyiliğe
inanan, şövalye ruhlu bir gençti.
Aslında grubun ele başları bunlardı. Adlarını saydığımız öbür gençler onların çevresinde dönen
pervanelerdi. Tüm bu delikanlıların inandıkları tek din: ‘İlerleyiş’di.
Günlerden birgün ikindi vakti, Lesgl adındaki delikanlı, Müzen kahvesinin önünde oturmuş, meydanlığı
seyrediyordu. Tam o sıralarda karşısından geçen iki tekerlekli bir araba delikanlının dikkatini çekti. Bu
arabanın bu denli yavaş gitmesi Lesgl'i meraklandırmıştı.
Baktı arabada bir delikanlı, delikanlının yanında kocaman bir heybe bulunuyordu. Heybenin üzerinde
kocaman harflerle delikanlının adı işlenmişti: "MARİUS PONTMERCY."
Bu adı gören Lesgl hemen tutumunu değiştirdi, doğruldu ve arabadaki genç adama seslendi:
— Hey Mösyö, Mösyö Marius Pontmercy!
Araba durdu, dalgın görünen öteki genç başını kaldırmıştı.
— Bana mı seslendiniz?
— Siz Mösyö Marius Pontmercy misiniz?
— Elbette.
— Ben de sizi arıyordum.
— Nasıl olur, dedi Marius. Ben sizi tanımam.
Marius dedesinin evinden kovulmuş pılı pırtısını, iki tekerlekli bir arabaya yüklemiş, nereye gideceğini
bilmeden, karşısında bu tanımadığı yüze hayretle baktı.
— Aslında ben de sizi tanımıyorum, dedi Lesgl.
Marius karşısındakinin tam bir kaçık olduğuna inanmak üzereydi ki tam o sırada kılı kıpırdamayan
Lesgl söze başladı:
— Dün okulda yoktunuz?
— Olabilir.
— Hayır yokluğunuz kesindir. Marius sordu:
— Siz de öğrenci misiniz?
— Evet beyim tıpkı sizin gibi. Evvelki gün bir rastlantı olarak okula girecek oldum. Hocanın aklına
yoklama yapmak gelmişti. Hoş arada bir böyle heveslere kapılırlar. Sizin de adınız okundu, dikkat edin
üçüncü yoklamada çağrıya cevap vermediğiniz takdirde kayıtlardan silerler adınızı. Bu konularda
profesörlerin ne denli ciddi olduklarını bilirsiniz. Altmış frankınız yok olur.
Marius, delikanlıyı can kulağıyla dinliyordu. Lesgl devam etti:
— Yoklamayı yapan Blondo idi. Bilmem Blondo'u tanır mısınız? Sivri burunlu, meraklı bir çocuktur.
Yoklama iyi gidiyordu. Rastlantı olarak öğrencilerden hemen hemen hepsi gelmişlerdi. Ben de kendi
kendime, "Blondo dostum-, bugün, kimseye kazık atmayacaksın," diye söyleniyordum ki, sıra sizin
adınıza geldi. Blondo, "Marius Pontmercy" diye haykırdı, kimse cevap vermedi, umutlanan Blondo
tekrarladı "Marius Pontmercy" yine cevap yok, hemen hınzır oğlan, eline kalemini aldı, adınızı
kayıtlardan silecekti. Altmış frankınız yanacaktı. Birden kararımı verdim, bir arkadaşa yardım etmek
gerekir, içimden sizin belki de hovardalık ettiğinizi, güzel kızlarla tarlalarda çiçek toplayarak gönül
eğlendirdiğinizi düşündüm, birden nasıl oldu bilemeyeceğim Blondo'nun üçüncü kez adınızı
haykırışında "Burada" diye cevaplandırdım. Bundan böyle kaydınız silinmedi.
Marius:
— Mösyö, diye mırıldandı, çok duygulanmıştı. Lesgl cevap verdi:
— Evet, durun daha sözümü bitirmedim, sizin adınız listeden silinmedi, ne var ki benimkisi silindi.

28
0
0
Yorum Yaz